Aykan's profileWELCOMEPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    5/9/2006

    Vatandaşa lan diyenlere...!!!

    Okuduktan sonra gözyaşlarına boğulduğum bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.Böyle iyi,böyle güzel,böyle mümtaz bir insana nasıl hakaret edebildiklerini,iftira
    atabildiklerini anlamak çok güç...Ruhun şad olsun ATA'm...
    Yıl, 1933; mevsim, kış. Yer, Ankara tiren istasyonu. Akşam üstü. Gazi,
    yurt gezisine çıkacak, gar dolup taşıyor onu uğurlamaya gelenlerle.
    Gazi trene bineceği sırada bir köylü kalabalığı yararak koşa koşa onun
    yanına ulaşmayı başarıyor, ayaklarına kapanıyor. Yaverleri, ilgililer köylüyü
    tutup götürmek istiyorlar. "-Bırakın!..."
    Kendisi eğilip kaldırıyor köylüyü.
    "-Nasılsın yurttaşım?"
    "-İyiyim Paşam, iyiyim."
    "-Senin iyiliğine memnun oldum. Benden ne istiyorsun?"
    "-Hayır Paşam, bir şey istemiyorum."
    "-Niçin geldin öyleyse?"
    "-Seni gördüm, kendimi tutamadım, ayaklarına kapanmak istedim."
    "-Yok, sen benden bir şey istiyorsun, söyle bana yapacağım."
    "-Sağlığından başka bir isteğim yok
    Paşam."
    "-Ben biliyorum senin istediğini, sen benimle kucaklaşmak istiyorsun."
    Köylü yoksul, üstü başı dökülüyor, üstelik giysileri
    kirli.
    Gazi, sarılıyor köylüye, kucaklıyor onu, bağrına
    basıyor, yanaklarından öpüyor.
    O sırada orada kalabalık arasında bulunan Feridun Cemal Erkin diyecektir ki:
    "Etrafıma baktım, herkes mendili çıkarmış ağlıyordu."
    (...)
    O, Cumhuriyet'in 3.yıldönümünde tribünlerden inip,
    çevresindeki asker çemberini kaldırtıp, yaverini de uzaklaştırıp halkla
    birlikte, ellerini iki vatandaşının omuzlarına dayamış yürürken duyduğu
    mutluluğu tatmak isteyecekti hep. Halk nasıl da kendiliğinden onu
    incitmemek için arada bir boşluk bırakmıştı o gün. Epeyi yürümüşlerdi öylece.
    "-Artık otomobile binseniz..." demişti koruma askerleri.
    Onlara dönüp demişti ki:
    "-Sen belki ömründe sevmişsindir. Fakat hiç sevildin mi?
    Bundaki zevk hiçbir şeyde yok. Hele âşıkın Türk milleti olursa!..."
    Ve eklemişti:
    "-Beni bu zevkten biraz daha ayırmayın..."
    (...)
    Aradan yıl geçecek... Cumhuriyet'in 12. yıldönümü için dövizler
    hazırlanmış: "Atatürk bizim en büyüğümüzdür",
    "Atatürk bu milletin en yükseğidir", "Türk milleti asırlardan
    beri bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı"... böyle sürüp gidiyor. Atatürk,
    bunları tek tek gözden geçirmekte ama, hiçbirini beğenmeyerek
    hepsinin üstünü çizmekte... Kalemi eline alarak asılacak dövizi kendi
    yazacak: "Atatürk bizden biridir."
    4/25/2006

    Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabesi - Orijinal

    Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabesi - Orijinal
    Ey Türk Gençliği!

    Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza
    ve müdafaa etmektir.

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en
    kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek
    isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve
    Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde
    bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve
    şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve
    Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir
    galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın
    kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları
    dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün
    bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde
    iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde
    bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini,
    müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru
    zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

    Ey Türk istikbalinin evladı!

    İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve
    Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil
    kanda mevcuttur.

    Ankara, 20 Ekim 1927

    -o-

    ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ - YENİ TÜRKÇE

    Ey Türk Gençliği!

    Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin
    korumak ve savunmaktır.

    Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en
    değerli güven kaynağıdır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu
    kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün,
    bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atılmak
    için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını
    düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir.
    Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada
    benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı
    düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele
    geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman
    girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere,
    yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde
    olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü, iş başında
    bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların
    siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde
    ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.

    Ey Türk geleceğinin gençliği!

    İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve
    Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu
    kanda vardır!

    Söylev' den 20 Ekim 1927

    iSTiKLAL MARŞI

    iSTiKLAL MARŞI


    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak!
    O benimdir, o benim milletimindir ancak!

    Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
    Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celal?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
    Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
    'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
    Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
    Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı!
    Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
    Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
    Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

    Rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli:
    Değmesin ma' bedimin göğsüne na-mahrem eli!
    Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

    O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
    Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
    Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
    O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
    Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

    Mehmet Akif Ersoy
    Kurallara Aykırı Mesajı Bildir IP adresi  

    Atatürk'ün Sözleri (kronolojik)

    Atatürk'ün Sözleri (kronolojik)
    ADALET

    «Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunmaz.»
    1920.

    «Zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi inkâr olunamaz.» Kuralı adlî politikamızın temelidir.
    1922.

    ADLİYE

    « En yeni kanunlarla donanmış olan adliyemizin basireti ve adaleti uygulamak için gösterdiği dikkat milletin huzur ve nizamını korumağa kâfi ve muktedirdir.»

    01.11.1929, T.B.M.M. 3. Dönem 3.Toplanma Yılını Açarken.

    « Adliyemizin emin olduğumuz yüksek gücü sayesindedir ki, Cumhuriyet, kaçınılmaz gelişimi takip edebilecek ve türlü şekil ve türdeki tecavüzlere karşı vatandaşın hukukunu ve memleketin düzenini koruyabilecektir.»

    01. 11. 1930 T.B.M..M. 3. Dönem 4. Toplanma Yılını Açarken.


    ADLİYE SİYASETİ

    «Adliye politikamızda takip edilecek gaye, evvela halkı yormaksızın süratle, isabetle, emniyetle adaleti dağıtmaktır. İkinci olarak toplumumuzun bütün dünya ile teması doğal ve zorunludur; bunun için adaletimizin seviyesini bütün medeni toplumların derecesinde bulundurmak mecburiyetindeyiz. Bu hususları sağlamak için mevcut kanun ve usüllerimizi bu bakış açılarına göre yenilemekteyiz ve yenileyeceğiz…»

    01. 03. 1922, T.B.M.M., 3. Toplanma Yılını Açarken.

    AHLAK

    «Hiç bir millet yoktur ki, ahlâk esaslarına dayanmadan ilerlesin …»

    24. 12. 1919., Kırşehir Gençler Derneğindeki Hitabe.

    «Tehdit esasına dayanan ahlâk, bir fazilet olmadıktan başka güvene de lâyık değildir.…»

    25. 08. 1924, Muallimler Birliği Kongresi Üyelerine.


    AİLE HAYATI

    «…Medeniyetin esası, gelişme ve gücün temeli aile hayatındadır. Bu hayatta fenalık, muhakkak sosyal, ekonomik, siyasal güçsüzlüğe sebep olur. Aileyi teşkil eden kadın ve erkek unsurların doğal haklarına sahip olmaları, aile görevlerini başaracak güçte olmaları gereklidir.»

    30. 08. 1924, Dumlupınar’da Konuşma.

    « Efendiler, sosyal hayatın kökeni, aile hayatıdır. Aile, açıklamaya gerek yoktur ki, kadın ve erkekten oluşur…»

    28. 08. 1925, İnebolu’da Bir Konuşma.

    ALLAH

    «… Tanrı birdir, büyüktür…»

    01. 11. 1922, T.B.M.M.

    «… Biliriz ki, Allah dünya üzerinde yarattığı bu kadar nimetleri, bu kadar güzellikleri insanlar istifade etsin, varlık içinde yaşasınlar diye yaratmıştır. Ve âzami derecede faydalanabilmek için de, bugün kâinattan esirgediği zekâyı, aklı insanlara vermiştir..»

    17. 02. 1923, İzmir İktisat Kongresini Açış Söylevi.


    ANAYASA

    «… Anayasa, milletin tamamıyla arzularını ve meclisin mahiyetini ve gerçek şeklini gösterir bir kanundur…»

    21. 02. 1921, T.B.M.M.

    «… Anayasa da, Osmanlı İmparatorluğunun, Osmanlı Devletinin öldüğünü idrak ve ifade ve onun yerine yeni Türkiye Devleti’nin geçtiğini ilân eyleyen ve bu devletin hayatının da kayıtsız sartsız hakimiyetin milletin elinde kalmasıyla mümkün olduğunu ifade eden bir kanundur…»

    17. 02. 1923, İzmir İktisat Kongresi Açış Söylevi.

    «Anayasanın asıl ruhu ise kitaplara geçmesinden evvel milletin dimağında ve vicdanında toplanmış olmasıyla ve ancak bunun ifadesi olmak üzere kurduğu meclise verdiği gerçek görev ile senelerden beri hükümlerini fiilen uyguluyor olmasıyla ve en nihayet kanun şeklinde dünyanın gözleri önüne konmasıyla gerçekleşmiştir…»

    16. 01. 1923, İstanbul Gazete Temsilcilerine Hitap.

    ANNE

    « Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir. »

    1923.

    « Kadının en büyük vazifesi analıktır. İlk terbiye verilen yer ana kucağı olduğu düşünülürse bu görevin önemi gerektiği gibi anlaşılır….»

    31. 01. 1923, İzmir’de Halk ile Konuşma.

    AŞAR VERGİSİ

    «…Memleketin başında ortaçağın en insafsız belâsı olarak hâlâ musallat duran aşarın kaldırılmasını yüce meclise teklif edebilecek bir ekonomik seviyeye Cumhuriyet idaresinin bir senede ulaşmış olması, cidden memnuniyet vericidir.»

    01. 11. 1924, T.B.M.M. 2.Dönem 2.Toplanma Yılını Açarken.

    «… Köylümüz ve ziraatimiz üzerindeki aşar kâbusunun ortadan kaldırılması ile meydana gelen rahatlık, milletin daha çok üretmek, daha rahat olmak için çalışmak arzularını teşekkür edilecek bir derecede arttırmıştır.»

    01. 11. 1925, T.B.M.M. 2. Dönem 2. Toplanma Yılını Açarken.

    AŞILAMA

    «Yayılan ve bulaşıcı hastalıklara karşı insanları muhafaza hususunda hizmetleri görülen aşıları hazırlamakla meşgul Hıfzısıhha müesseselerimiz tam bir başarıyla çalışmasına devam ve mücadeleye faydalı hizmetler ifa etmektedirler. 1921 yılı içerisinde üç milyon kişilik çiçek aşısı yapabilen Sivas müessesesi geçen sene içinde beş milyon kişilik çiçek aşısı, beş yüz otuz yedi kilogram kolera, dört yüz yedi kilogram tifo aşıları üretmiş ve bunlar âhâliye yeter derecede uygulanmıştır…»

    01.03.1923, T.B.M.M. 4.Toplanma Yılını Açarken.


    AYDIN

    «… Aydın sınıfı ile halkın anlayış ve hedefi arasında doğal bir uygunluk olması lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği fikirler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır…»

    20.03.1923, Konya Gençleriyle Konuşma.


    «… Aydınlarımız, milletimi en mutlu yapayım der. Başka milletler nasıl olmuşsa onu da aynen öyle yapalım der. Ama düşünmeliyiz ki, böyle bir teori hiç bir devirde muvaffak olmuş değildir. Bir millet için saadet olan bir şey diğer millet için felaket olabilir. Aynı sebep ve şartlar birini mutlu ettiği halde diğerlerini bedbaht edebilir. Onun için millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, keşiflerinden, gelişmelerinden istifade edelim, ama unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz.»

    20.03.1923, Konya Gençleriyle Konuşma.



    «… Aydınlarımız içinde çok iyi düşünenler vardır. Fakat genellikle şu hatamız vardır ki, araştırma ve çalışmamıza zemin olarak çok vakit kendi memleketimizi, kendi tarihimizi, kendi geleneklerimizi, kendi özelliklerimizi ve ihtiyaçlarımızı almalıyız. Aydınlarımız belki bütün dünyayı, bütün diğer milletleri tanır, ama kendimizi bilmeyiz.»

    20.03.1923, Konya Gençleriyle Konuşma.

    B

    BAĞIMSIZLIK

    « Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.»

    (1922)

    « Biz barış istiyoruz dediğimiz zaman, tam bağımsızlık istediğimizi herkesin anlaması gerekir.»
    (1923)


    BAKIR (Üretimi)

    «Artvin civarında bakır madenlerinden birinin işletmeye başlamasından memnun olduk. Ergani bakır madeninin işletmeye başlatmasını, memleket için mühim bir fayda olarak görüyoruz…»
    01.11.1936, T.B.M.M. 5.Dönem 2. Toplanma Yılını Açarken.


    BALKAN ANTLAŞMASI


    « Balkan Antlaşması, Balkan devletlerinin, birbirlerinin varlıklarına özel saygı beslenilmesini göz önünde tutan mutlu bir belgedir.»
    01.11.1934, T.B.M.M. 4.Dönem 4. Toplanma Yılını Açarken.


    «… Önemli bir hâdise de Balkan Paktı’dır. Dört devlet; kendi güvenleri için ve Balkanların, karışma ve karıştırma konusu olmaktan çıkması için içten bir kanaatle birbirlerine bağlanmışlardır. Balkanlı bağlaşıklarımızla gittikçe artan bir beraberlik ve dayanışma siyasası güdüyoruz.»

    09.05.1935, C.H.P. 4. Büyük Kurultayını Açarken.


    BARIŞ

    « Türk Barış şartları, Misak-ı Millî’nin ilân edildiği gün olan 28 Ocak 1920 tarihinden beri bütün cihanca malûmdur. Bu şartlar şu suretle özetlenebilir: Türkiye’nin millî hudutları içinde siyasî ve iktisadî tam istiklâlinin tasdiki Fransa ile imzalanan 20 Aralık itilâfı Türkiye’nin, istiklâline hürmet edildikçe barışsever ve uyuşmacı olduğunu ispat eder.»

    11.01.1922, Entransigeant Muhabirine Demeç.


    «… Memleketimizin zulmen uğradığı tahribatı imar ve senelerden beri türlü türlü engeller altında baskı uygulanan ekonomi hayatımızın meşru gelişimini temin ve fen ve irfan içinde çalışkan bir hayata kavuşturmak barış şartlarımızdır.»

    24.10.1922, United Press Muhabiri ile Demeç.


    «… Büyük Millet Meclisi samimi olarak barış istiyor. Cidden barış istediğimizi herkes anlayabilir. Çünkü memleketimizi imar edebilmek için barışa muhtacız.»

    22.12.1922, Morning Post Muhabirine Demeç.


    «… Barışı kanla değil, mürekkeple imza etmek istiyorduk.»

    23.01.1923, Morning Post Yazarı Grace Ellison’a Demeç.



    «Evvelâ, barışsever olduğumuz için barışı arzu ediyoruz. İkinci olarak, devamlı muharebeler dolayısıyla memleket barışa tanzim ve imara çok muhtaçtır. Fakat barış olmayacak olursa yine mücadeleye devam edecek ve mutlaka memleket için lüzumlu olan neticeyi elde edeceğiz…»

    16.01.1923, Arifiye’de Konuşma.


    « Gerçekte barış bizim için ne kadar faydalı ise, muhataplarımız için de o kadar faydalı ve lazımdır. Çünkü bundan sonra memleketimizin imar ve ihyası için çalışmak istiyoruz. Onların da bu lüzumu idrak etmemelerine imkân yoktur…»

    22.01.1923, Bursa Şark Sinemasında Halka Konuşma.


    BASIN


    «Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve uyarmada, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, özet olarak bir milletin mutluluk hedefi olan müşterek istikamette yürümesini teminde başlı başına bir kuvvet, bir okul, bir rehberdir.»

    (1922)

    «Türkiye basını milletin gerçek ses ve iradesinin doğduğu yer olan cumhuriyetin etrafında çelikten bir kale meydana getirecektir. Bir fikir kalesi, zihniyet kalesi. Basın mensuplarından bunu istemek, cumhuriyetin hakkıdır....»

    05.02.1924, İzmir’de Gazetecilerle.


    «... Cumhuriyet devrinin kendi anlayış ve ahlâkını taşıyan basınını yine ancak Cumhuriyetin kendisi yetiştirir. Bir taraftan geçmiş devir gazetelerinin ve adamlarının düzeltilmesi mümkün olmayanları milletin nazarında belirlenirken, öte taraftan Cumhuriyet basınının temiz ve feyizli sahası genişleyip yükselmektedir. Büyük ve soylu milletimizin yeni çalışma ve medeniyet hayatını kolaylaştırıp teşvik edecek işte ancak bu anlayıştaki basın olacaktır.»

    2. Dönem 3. Toplanma Yılını Açarken, 1.Kasım.1925.


    BAŞARI


    «Milletimiz, tek bir vücut gibi gösterdiği birlik ve gayret sayesinde başarıya ulaşmıştır.»

    Büyük Zafer Hakkında, 4 Ekim 1922.


    « Bilelim ki, kazandığımız başarı milletin kuvvetlerini birleştirmesinden ileri gelmiştir. Aynı başarıları ileride de kazanmak istiyorsak, aynı temele dayanalım ve aynı yolda yürüyelim.»

    (1923)


    « Zafer «Zafer benimdir» diyebilenindir; başarı «başarılı olacağım» diye başlayanın ve «başarılı oldum» diyebilenindir.»

    11. 01. 1925, Konya’da Bir Konuşma.

    BAŞKAN

    « … Başkan olan kimsenin milletin ülküsüne göre hareket etmesi ve milletin ruhiyatına vakıf olduktan sonra, o milletin isteğine göre hareket etmesi gerekir…»

    30. 11. 1929, Vossiche Zeitung Muhabirine Demeç.

    BAŞKENT

    « … Yeni Türkiye’nin başkenti meselesine gelince bunun cevabı kendiliğinden belli olur : Ankara Türkiye Cumhuriyetinin başkentidir. »

    27.09.1923, Neue Freie Preese Muhabirine Demeç.

    BATILILAŞMAK

    «… Türklerin asırlardan beri takip ettiği hareket, devamlı bir istikameti korudu. Biz daima doğudan batıya doğru yürüdük. Eğer bu son senelerde yolumuzu değiştirdikse, itiraf etmelisiniz ki, bu bizim hatamız değildir. Bizi siz mecbur ettiniz. Bu değişiklik gelip geçici ve istemeksizin oldu.

    Takdir etmelisiniz ki, doğuda ikâmetgâh seçimine mecbur olduğumuz için, ırkımızın beşiği ile alâkadar olması nedeniyle mümkün olduğu kadar yakın batıda bir ikametgâh seçtik. Fakat vücutlarımız doğuda ise fikirlerimiz batıya doğru yönelik kalmıştır.»

    29.10.1923, Fransız Muhabiri Maurice Pernot’ya Demeç.


    «Memleketimizi çağdaşlaştırmak istiyoruz. Bütün çalışmamız Türkiye’de çağdaş, doyayısıyla batılı bir hükümet meydana getirmektir. Medenîyete girmek arzu edip de, batıya yönelmemiş millet hangisidir?... »

    29.10.1923, Fransız Muhabiri Pernot’ya Demeç.


    BAYINDIR

    «Her Türk çiftçi ailesinin geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması mutlaka gereklidir. Vatanın sağlam temeli ve bayındır hale getirilmesi bu esastatır.»

    Beşinci Dönem İkinci Toplanma Yılını Açarken, 01. 11. 1936.

    BAYRAK

    « Bayrak bir milletin bağımsızlık alâmetidir. Düşmanın da olsa hürmet etmek lazımdır.»

    (1922)

    BEDEN EĞİTİMİ

    « Esas olan, bütün her yaştaki Türkler için beden eğitimi sağlamaktır Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur sözünü atalarımız boşuna söylememişlerdir. »
    (1937)

    BOĞAZLAR MESELESİ

    « Tarihte birçok defa münakaşa ve ihtiras vesilesi olmuş olan Boğazlar, artık tamamiyle Türk hâkimiyeti idaresinde, yalnız ticaret ve dostluk ilişkilerinin gerçekleşme yolu haline girmiştir. Bundan böyle savaşan her hangi bir devletin savaş gemilerinin Boğazlardan geçmesi yasaktır.»

    01.11.1936, T.B.M.M. 5.Dönem 2. Toplanma Yılını Açarken.

    BOLŞEVIK

    «… Biz onlarla bir dostluk anlaşması imzaladık Başlıca şartlarden biri şu ki, Ruslar memleketimizde propaganda ve kışkırtmalar yapamayacaklar, çünkü Sovyet teşkilâtıyla bizim teşkilâtımız arasında esaslı farklılıklar vardır.»

    Ağustos 1921, Associated Press Muhabirine Demeç.

    «Türkiye’de Bolşeviklik olmayacaktır. Çünkü Türk hükûmetinin ilk gayesi, halka hürriyet ve mutluluk vermek, askerlerimize olduğu kadar, sivil halkımıza da iyi bakmaktır…»

    21.06.1935, Gladys Baker’e Verilen Demeç.

    BULAŞICI HASTALILIKLAR

    «… Sağlık konusundaki çalışmalarımızın mühim bir kısmı bulaşıcı hastalıkların önlenmesine ve yayılmasının durdurulmasına sarfedildi. Bu türlü hastalıklardan yalnız çiçek ve lekeli humma bazı bölgelerde sınırlı bir şekilde yayılma eğilimi göstermiş ise de vaktiyle alınmış olan ve devam edilen önleyici ve koruyucu tedbirlerle önlerine geçilmiştir…»

    01. 03. 1923, T.B.M.M. 4. Toplanma Yılını Açarken.

    BURSA

    « Efendiler: Bursa ziraat memleketidir, ticaret memleketidir ve sanat memleketidir , şifa memleketidir. Bursa, sahip olduğu doğal güzellikleriyle bolluk ve mutluluk memleketidir…»

    11. 09. 1924, Bursalılarla Konuşma.

    BÜYÜK ZAFER

    «30 Ağustosta sevk ve idare ettiğim muharebe, Türk milletinin yanımda bulunduğu halde, idare ettiğim ilk ve son muharebedir. Bir insan kendini, milletle beraber hissettiği zaman, ne kadar kuvvetli buluyor bilir misiniz? Bunu tarif zordur. Eğer ben, açıklamakta zayıf kalırsam beni hoş görünüz.»

    30. 08. 1928, Basın Mümessillerine Demeç.
    C

    CAMİ

    «… Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmak lazım geldiğini düşünmek yani meşveret için yapılmıştır…»

    07. 02. 1923, Balıkesir’de Halkla Konuşma.

    CEHALET

    «… Milleti kendi benliğine sahip yapmayan, milleti asırlarca kendi hakkında gafil bulunduran hep bu cehalettir. Hükümdarların, şunun, bunun, milleti esir gibi, köle gibi kullanmaları, bütün vatanı kendi özel mülkleri gibi düşünmeleri, hep milletin bu bilgisizliğinden istifade edilmek sayesinde idi. Gerçek kurtuluşu istiyorsak, herşeyden evvel, bütün kuvvetimiz, bütün süratimizle bu cehaleti ortadan kaldırmaya mecburuz…»

    21. 03. 1923, Konya, Lise Öğr. ve Öğrencileri ile Konuşma.


    «Biz cahil dediğimiz vakit, mutlaka mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, hakikatı bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de hakikatı gören hakiki âlimler çıkar.»

    18. 03. 1923, Tarsus’ta Çiftçilerle Konuşması.


    CEZAEVLERİ (Hapishaneler)


    «… Hapishaneler meselesi pek mühimdir. Durumlarının iyileştirilmesi için kişisel hürriyeti kaldırılan vatan çocukları ceza sürelerinin sonunda, topluma faydalı olacak bir üye olarak yetiştirme vasıtalarını temin için İçişleri Bakanlığı uzun uzadıya araştırma ve istatistikleri yaptı. Mevcut hapishanelerden uygun olanların ilmî usullere uygun bir surette tamirine ve yeniden hapishaneler yapımına girişmek için bir inşaat programı düzenlendi…»

    01. 03. 1923, T.B.M.M. 4.Toplanma Yılını Açarken.


    « Cezaevlerinin terbiye, ıslah ve iş esaslarına göre düzeltilmesi yolundaki hayırlı faaliyetlerin genişletilmesi cemiyete; doğru yoldan saparak hürriyetini kaybetmiş olan binlerce vatandaşı faydalı birer uzuv olarak kazandırmaktatır.»

    01. 11. 1938, T.B.M.M. 5. Dönem 4. Toplanma Yılını Açarken

    Atatürk Adına Başbakan Celâl Bayar Tarafindan Okunan Söylev.

    CUMHURİYET


    « Yeni Türkiye Anayasasının ilk maddelelerini size tekrar edeceğim: Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir . Yürütme kudreti, yasama yetkisi milletin tek ve gerçek temsilcisi olan mecliste toplanmıştır. Bu iki kelimeyi bir kelimede anlatmak mümkündür: Cumhuriyet…»

    27.09.1923, Neue Freie Preese Muhabirine Verdiği Demeç.


    « Cumhuriyet, fikir hürriyeti taraftarıdır. Samimi ve yasal olmak şartı ile her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir. Yalnız muhaliflerimizin insaflı olması lazımdır.»

    04. 12. 1923, Tercüman-ı Hakikat Başmuharririne Demeç.


    « Bütün dünya bilsin ki, benim için yandaşlık vardır ; Cumhuriyet yandaşlığı, düşünsel ve toplumsal devrim yandaşlığı. Bu noktada yeni Türkiye topluluğunda, bir bireyi bunun dışında düşünmek istemiyorum. »

    (1924)


    « Cumhuriyet, ahlâki erdeme dayalı bir idaredir. Cumhuriyet erdemdir. Sultanlık korku ve tehdide dayalı bir idaredir. Cumhuriyet erdemli ve namuslu insanlar yetiştirir. Sultanlık korkuya, tehdide dayalı olduğu için korkak, alçak, sefil, rezil insanlar yetiştirir. Aralarındaki fark bundan ibarettir.»

    14. 10. 1925, İzmir Kız Öğretmen Okulunda Bir Konuşma.


    «… Temeli büyük Tük milletinin ve onun kahraman evlatlardan meydana gelen büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun izalesi ile helaldar olabileceği zehabında bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. »

    19.06.1926, Anadolu Ajansına Demeç.

    « Demokrasi ilkesinin en çağdaş ve en akılcı uygulamasını sağlayan yönetim şekli Cumhuriyettir.»

    (1930)

    «Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla, Türk Milletini emin ve sağlam istikbâl yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyla, büsbütün yeni bir hayatın müjdeleyicisi olmuştur.»

    01. 11. 1936, 5. Dönem 2. Toplanma Yılını Açarken.

    CUMHURİYET HALK FIRKASI

    « Halk Fırkası halkımıza siyasi terbiye vermek için bir mektep olacaktır…»

    07. 02. 1923, Balıkesir’de Halkla Konuşma.

    « Halk Fırkası, memleket ve millet her türlü dayanaktan mahrum bırakılarak felâkete atıldığı uğursuz hengâmede bütün milleti kadrosu içine alarak kuvvet ve kudret yapan, dış düşmanlarını kovan, iç düşmanlarını imha eden, halka hürriyet ve hâkimiyet temin eden kutsal bir cemiyettir. Halk Fırkası hiçbir safsataya iltifat etmiyerek Türk Cumhuriyetini kuran inkılâpçı bir ruhun bütün memleketlerde ortaya çıkması ve gerçekleşmesidir. Halk Fırkası Türkiye’yi medeni âleme sokan ve orada yükseltmeyi taahhüt eden azimkâr bir fırkadır…»

    16. 09. 1924, Trabzon’da Halk Partililerle Konuşma.

    « Bügün ülke yönetimi sorumluluğunu taşıyan heyet, bence ülkü ve amaç itibariyle, bütün milleti kapsayan ve unvanı Halk Fırkası olan Cumhuriyet Fırkasıdır. Bu fırkanın esas ilkesi, memleket ve milletin gerçek kurtuluş ve mutluluğunu temine çalışmaktır ve amaca ulaştıran yol bence budur ve kararlaştırılmıştır. O da Cumhuriyeti takviye ve sağlamlaştırma ile beraber fikrî ve sosyal inkılâpta ve medeniyet ve aydınlanma yolunda milletin azimkârane ve muvaffakiyetle yürümesini temine delâlettir…»

    20. 09. 1924, Samsunlularla Konuşma.


    «… Başkanlığını taşımakla iftihar ettiğim Cumhuriyet Halk Fırkası, diğer memleketlerde olduğu gibi alelâde sokak politikası yapan bir fırka değildir. Hürmetle tekrar edeceğim ki Halk Fırkası, Müdafaai Hukuk Cemiyeti gibi bütün milleti aydınlatma ve bütün millete kılavuzluk vazifesiyle mükelleftir. Fırkamıza âdi politikacılık atfedenler nankör insanlardır…»

    10. 10. 1925, Akhisar’da Bir Konuşma.


    «… Fırka millete eğiticilik yapacak, ilim, iktisat, siyaset ve güzel sanatlar gibi bütün kültür sahalarında vatandaşları yetiştirmek için önderlik edecektir…»

    04. 02. 1931, Aydın Türk Ocağında Bir Konuşma.


    Ç

    ÇALIŞMAK


    « İlk işimiz milleti çalışkan yapmaktır. »


    Ocak 1923, Gazetecilere Yaptığı Konuşma.

    « Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır ; çalışkan olmak. Sosyal hastalıklarımızı araştırırsak asıl olarak bundan başka, bundan mühim bir hastalık keşfedemeyiz. O halde ilk işimiz bu hastalığı esaslı surette tedavi etmektir. Milleti çalışkan yapmaktır. Servet ve onun doğal sonucu olan refah ve saadet yalnız ve ancak çalışkan insanların hakkıdır. »

    16. 01. 1923 , İstanbul Gazete Temsilcilerine.


    « Çalışmak vakti gelmiş, artık çalışmak lazım…
    Bilhassa gençler çalışmalıdır. »

    11. 04. 1923, Vatan Muhabirine Verilen Demeç.

    « Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azamî derecede istifade etmek zorunludur. »

    (1923)

    « ... Gece gündüz zaten çalışıyorsunuz ; çalışınız, hakikati bütün cihana tanıtalım… »

    30. 08. 1925, Daday’da Bir Konuşma.

    « Kendiniz için değil millet için elbirliğiyle çalışınız . Çalışmaların en yükseği budur.

    (1935)

    ÇİFTÇİ

    « Arkadaşlar, dünyada zaferlerin iki vasıtası vardır. Biri kılıç, diğeri sapan.... Hakiki zafer kılıçla değil, sapanla yapılandır. Milletleri vatanlarında yerleştirmenin, millete istikrar vermenin aracı sapandır, sapan, kılıç gibi değildir. O kullanıldıkça kuvvetlenir… Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken, diğer elindeki sapanı topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık. »

    16. 03. 1923, Adana Çiftçileriyle Konuşma.


    «... Çiftçi ve çoban bu millet için temel unsurdur. Gerçi, diğer unsurlar bu temel unsur için lâzım ve faydalıdır. Fakat hiçbir kuruntuya kapılmadan bilmeliyiz ki o temel unsur olmazsa diğer unsurlar da yoktur. »

    16. 03. 1923, Adana Çiftçileriyle Konuşma.



    « … Memleketimiz şu iki şeyin memleketidir : biri çiftçi, diğeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetiştiren bir milletiz. İyi çiftçi yetiştirdik : çünkü topraklarımız çoktur, iyi asker yetiştirdik : Çünkü o topraklara kasteden düşmanlar fazladır. O toprakları sürenler, o toprakları koruyanlar hep sizlersiniz… »

    18. 03. 1923, Tarsus’ta Çiftçilerle Konuşma.



    « Memleketimizde yapılması lâzım devletin, esas konusu çiftçiliktir. Tüketici yaşamak iyi değildir, üretici olalım ! »

    24. 08. 1925 ,Kastamonu’da Bir Konuşma.

    « ... Bir defa, memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın, hiçbir sebep ve suretle, bölünemez bir mahiyet alması. Büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus yoğunluğuna ve toprak verim derecesine göre sınırlandırmak lâzımdır… »

    01. 11. 1937, T.B.M.M. 5.Dönem 3. Toplanma Yılını Açarken.

    ÇOCUK

    « Küçük hanımlar, küçük beyler !
    Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir bahtının aydınlığısınız. Memleketi asıl aydınlığa gark edecek sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz ; kızlar, çocuklar ! »

    17. 10. 1922, Bursa, Çocuklara.

    D
    DEMİRYOLLARI

    « Türkiye hükûmetinin tesbit ettiği projeler dahilinde belirli zamanlar zarfında vatanın bütün bölgeleri çelik raylarla birbirine bağlanacaktır. Demiryolları memleketin tüfekten, toptan daha mühim bir emniyet silâhıdır. Demiryollarını kullanacak olan Türk milleti, kaynağındaki ilk sanatkârlığının, demirciliğin eserini tekrar göstemiş olmakla iftihar edecektir. Demiryolları Türk milletinin refah ve medeniyet yollarıdır. »

    13. 02. 1931, Malatya’da Bir Konuşma.

    « Demiryolu yapmakta ilk milli teşebbüsün tatbikatına başlandığını bizzat görmek fırsatı, benim için cidden mesut bir tesadüftür. Memleketimizin asırlardan beri yolsuz bırakıldığı ve bir demiryoluna olan ihtiyacın şiddeti düşünülürse, bu hususta girişimci olanları ne kadar takdir etmek ve onlara ne derece yardımcı olmak lâzım geleceği pek güzel anlaşılır… »

    21. 09. 1924, Özel Teşebbüsle Yapılan
    Samsun-Çarşamba Demiryolunun Temel Atma Töreni.



    « Medeniyetin bugünkü araçlarını hattâ bugünkü fikriyatını demiryolu haricinde yaygınlaştırabilmek zordur. Demiryolu refah ve uygarlık yoludur… »

    01. 11. 1924, T.B.M.M. 2. Dönem 2. Toplanma Yılını Açarken.


    « Demiryolları bir ülkeyi medenîyet ve refah ışıklarıyla aydınlatan kutsal bir meşaledir. Cumhuriyetin ilk senelerinden beri, dikkatle, ısrarla üzerinde durduğumuz demiryolları inşaatı siyaseti, hedeflerine ulaşmak için durmadan başarı ile tatbik olunmaktadır. »

    01. 11. 1937, T.B.M.M. 5Dönem 3. Toplanma Yılını Açarken.

    DEMOKRASİ

    « Artık bugün, demokrasi fikri, daima yükselen bir denizi andırmaktadır. 20. yüzyıl, birçok baskıcı hükümetlerin, bu denizde boğulduğunu görmüştür . »

    (1930)

    Mustafa KEmal'i düşünüyorum

    Mustafa KEmal'i düşünüyorum

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Yeleleri alevden al bir ata binmiş
    Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
    Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
    Destanlar yaratıyor cihanın görmediği
    Arkasından dağ dağ ordular geliyor
    Her askeri Mustafa Kemal gibi.

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
    Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
    Al bir ata binmiş yalın kılıç
    Koşuyorlar zaferden zafere...

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Ölmemiş bir Kasım sabahı!
    Yine bizimle beraber her yerde.
    Yaşıyor dört köşesinde vatanın
    Yaşıyor damar damar yüreklerde.

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum:
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
    Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum.
    Uykularıma giriyor her gece.
    Elllerinden öpüyorum.


    Ü.Yaşar OĞUZCAN

    Atatürk ilkeleri

    Atatürk ilkeleri
    Atatürkçülük, Türkiye'nin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir. Türk milletinin iradesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin önemidir. Atatürkçülük, herşeyden önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır; millet egemenliğinin ifadesidir. Atatürkçülük bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır.

    Atatürk ilkelerini "temel ilkeler" ve "bütünleyici ilkeler" olarak iki gruba ayırabiliriz

    A) TEMEL İLKELER
    Cumhuriyetçilik:

    Atatürk devrimleri siyasi nitelik taşır. Çok uluslu bir
    İmparatorluktan ulus devlete geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece
    modern Türkiye'nin ulusal kimliği oluşturulmuştur. Bu kimliğin oluşmasında, kul nitelikli insanların yurttaş-birey niteliği kazanması önemli bir noktadır. Atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendi kendisini idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyet’te görmüştür.

    Milliyetçilik:

    Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu milliyetçilik
    ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir.
    Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir;
    yalnızca anti - emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine,
    gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik
    Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.


    Halkçılık:

    Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi
    ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Başta İsviçre Medeni Kanunu
    olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konulmasıyla birlikte
    kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934
    yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır.
    Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler
    olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan
    çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf
    farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin,
    sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul
    etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade
    edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri,
    halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki
    sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur.

    Devletçilik:

    Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin
    bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı
    olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.

    Laiklik:

    Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına
    gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması
    anlamını taşır. Laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız
    olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir.
    Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri
    ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi
    akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir.
    Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır.

    Devrimcilik (inkılapçılık):

    Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimciliktir. Bu ilkenin anlamı
    Türkiye'nin devrimler yaparak geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlarla değiştirmiş olmasıdır.
    Geleneksel kavramların bir kenara itilip modern kavramların benimsenmesi demektir.
    Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınıp kabul edilmelerinin çok ötesine geçmiştir.

    B) BÜTÜNLEYİCİ İLKELELER
    - milli egemenlik
    -milli bağımsızlık
    -milli birlik ve beraberlik
    -yurtta sulh (barış), cihanda sulh (barış)
    -çağdaşlaşma
    -bilimsellik ve akılcılık
    -insan ve insanlık sevdisi